Dr.Faruk ŞEN
UGM Genel Müdür Yardımcısı
Türkiye–Maldivler Tercihli Ticaret Anlaşması: Yeni Bir Ticari İş Birliği Çerçevesi
Giriş
Türkiye Cumhuriyeti ile Maldivler Cumhuriyeti arasında 4 Kasım 2024 tarihinde İstanbul’da imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması, 19 Aralık 2025 tarihli ve 33112 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak iki ülke arasındaki ticari ilişkiler için yeni bir hukuki çerçeve oluşturmuştur. Anlaşma, mal ticaretinin geliştirilmesini, karşılıklı ticari engellerin azaltılmasını ve belirli ürünlerde tercihli gümrük vergisi uygulanmasını amaçlamaktadır. Bununla birlikte metin, bütün ürünlerde serbest ticaret sağlayan kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması değil; ekli taviz listelerine ve menşe şartlarına dayanan sınırlı kapsamlı bir tercihli ticaret düzenidir.
Anlaşmanın Türkiye’de uygulanmasına yönelik temel ikincil düzenlemeler ise 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İthalat Rejimi Kararında Değişiklik Yapılmasına İlişkin 11563 sayılı Karar ile Maldivler menşeli belirli balıkçılık ve su ürünlerinin ithalatında uygulanacak gümrük vergisi ve ek mali yükümlülük oranları, Anlaşmada Türkiye tarafından verilen tarife tavizlerine uygun olarak yeniden belirlenmiştir. Aynı tarihte yayımlanan 11564 sayılı Karar ve ilgili Tebliğ ile hazırlanmış veya konserve edilmiş bazı ton balıkları, skipjack ve palamut ürünleri için tarife kontenjanı açılmış; belirlenen kontenjanlar kapsamında indirimli veya vergisiz ithalat yapılabilmesinin hukuki ve idari altyapısı oluşturulmuştur.
Anlaşmanın yapısı iki temel katmandan oluşmaktadır. Ana metin; kapsam, tarife tavizleri, ulusal muamele, miktar kısıtlamaları, teknik engeller, sağlık ve bitki sağlığı önlemleri, gümrük kıymeti, ticaret politikası savunma araçları, şeffaflık, gümrük iş birliği ve kurumsal mekanizmaları düzenlemektedir. “Menşeli Ürünler Kavramının Tanımı ve İdari İşbirliği Yöntemleri Hakkında Protokol” ise tercihli tarifeden hangi ürünlerin yararlanabileceğini, menşe statüsünün nasıl kazanılacağını ve bu statünün EUR.1 dolaşım belgesiyle nasıl ispatlanacağını belirlemektedir. Dolayısıyla anlaşmanın ekonomik etkisi, yalnızca taviz oranlarına değil, ürünün doğru tarife sınıflandırmasına, üretim sürecine, kullanılan girdilerin menşeine ve belge düzenine birlikte bağlıdır.
Sınırlı Kapsamlı Bir Tercihli Ticaret Rejimi
Anlaşmanın kapsamına yalnızca Ek I ve Ek II’de belirtilen ürünler girmektedir. Bu nedenle Türkiye veya Maldivler menşeli her ürün kendiliğinden tercihli vergi uygulamasından yararlanamaz. Tercihli muamele için öncelikle ürünün taviz listesinde bulunması, ardından da Menşe Protokolü uyarınca taraflardan biri menşeli sayılması gerekir. Bir ürünün Türkiye’den Maldivler’e ya da Maldivler’den Türkiye’ye sevk edilmesi tek başına yeterli değildir; sevkiyat ülkesi ile menşe ülkesi hukuken farklı kavramlardır.
Taraflar, taviz listelerinde yer alan diğer taraf menşeli ürünlerin gümrük vergilerini eklerde belirtilen oranlarda indirecek veya kaldıracaktır. Anlaşma, kapsam dâhilindeki ürünlerde mevcut gümrük vergilerinin artırılmasını ve yeni gümrük vergileri konulmasını da sınırlandırmaktadır. Tarife kotası öngörülen ürünlerde tercihli oran yalnızca kota içindeki miktara uygulanacak, kota dışı ithalat genel rejime tabi olabilecektir. Genel, yani MFN gümrük vergisi oranının anlaşmadaki tercihli oranın altına düşmesi hâlinde ise daha düşük oran esas alınacaktır. Bu düzenleme, tercihli rejimin ithalatçı açısından genel rejimden daha elverişsiz hâle gelmesini engellemektedir.
Anlaşmadaki “gümrük vergisi” kavramı ithalat veya ihracatla bağlantılı mali yükleri kapsamakla birlikte, ulusal muamele ilkesine uygun iç vergiler, anti-damping ve telafi edici vergiler, korunma önlemleri ile sunulan hizmetin maliyetiyle sınırlı ücret ve harçlar bu kapsamın dışında bırakılmıştır. Dolayısıyla normal gümrük vergisinin sıfırlanması, ithalatta alınan katma değer vergisini veya şartları oluştuğunda uygulanabilecek ticaret politikası önlemlerini ortadan kaldırmamaktadır.
Taviz Listeleri
Türkiye’nin Taviz Listesindeki 154 tarife satırının 142’si, Armonize Sistem’in 03’üncü faslında yer alan balıklar, kabuklu hayvanlar, yumuşakçalar ve diğer su ürünlerinden oluşmaktadır. Dolayısıyla taviz listesinin yaklaşık yüzde 92’si doğrudan su ürünleri sektörüne ilişkindir.
Türkiye’nin Maldivler’e tanıdığı tarife tavizleri üç ana sektörel kategori altında toplanabilir:
- Birincil balıkçılık ve su ürünleri: Canlı, taze, soğutulmuş ve dondurulmuş balıklar, kabuklular, yumuşakçalar ve diğer su canlıları.
- Su ürünleri işleme sanayisi: Filetolar, balık etleri, kurutulmuş, tuzlanmış ve tütsülenmiş ürünler ile konserve ton balıkları.
- Balıkçılık yan ürünleri ve yem girdileri: İnsan tüketimine uygun olan veya olmayan balık unları, kaba unlar ve peletler.
Listenin yapısı, Türkiye’nin Maldivler’e sağladığı tavizlerin ağırlıklı olarak Maldivler’in mukayeseli üstünlüğe sahip olduğu sektörlere yöneltildiğini göstermektedir. Bununla birlikte liberalizasyon bütün ürünlerde aynı düzeyde değildir.
Ham veya ilk işlemden geçmiş bazı balık ürünlerinde vergiler tamamen kaldırılırken, fileto ve dondurulmuş balıklarda önemli oranlarda indirim yapılmıştır. Kabuklular, kalamar, ahtapot ve deniz hıyarı gibi daha hassas ürünlerde ise nihai vergi oranları görece yüksek tutulmuştur. Konserve ton balıklarında yüksek verginin ve miktar kotasının korunması da Türkiye’nin yerli işleme sanayisini koruma yaklaşımını ortaya koymaktadır.
Maldivler’in Türkiye’ye tanıdığı tavizler, Türkiye’nin Maldivler menşeli ürünlere verdiği ağırlıklı olarak balıkçılık ve su ürünleri odaklı tavizlerden çok daha çeşitli bir sektörel yapıya sahiptir. Maldivler, Türkiye menşeli toplam 404 tarife satırında gümrük vergisini sıfırlamakta; gıda, tüketim malları, inşaat malzemeleri, makine, elektrik ekipmanları ve yatırım mallarını aynı liste içinde kapsamaktadır.
Listenin yapısı üç ana talep alanına dayanmaktadır:
- Turizm ve konaklama sektörü: Gıda, içecek, kozmetik, mobilya, tekstil, mutfak ve soğutma ekipmanları.
- İnşaat ve altyapı yatırımları: Plastik, ahşap, demir-çelik ve alüminyum yapı malzemeleri.
- Ada ekonomisinin teknik ihtiyaçları: Su arıtma, deniz suyu arıtma, jeneratör, pompa, klima, soğuk zincir ve deniz taşıtları.
Bu yönüyle anlaşma, Türkiye açısından yalnızca geleneksel tüketim mallarının ihracatını değil, yüksek katma değerli makine, ekipman, yapı malzemesi ve altyapı çözümlerinin ihracatını da teşvik etmektedir.
| Sektör | Taviz Kapsamındaki Başlıca Ürünler |
|---|---|
| Gıda ve içecek | Balık filetoları, et ürünleri, şekerlemeler, çikolata, makarna, unlu mamuller, meyve ürünleri, soslar, gıda müstahzarları, mineral sular ve alkolsüz içecekler |
| Hayvan yemi | Kanatlı hayvan yemi, balık yemi ve diğer hayvan yemleri |
| Kozmetik ve kişisel bakım | Parfüm, kolonya, makyaj ürünleri, kremler, losyonlar ve güneş ürünleri |
| Kimya, hijyen ve tarım girdileri | Böcek ilaçları, tarım ilaçları, antiseptikler, dezenfektanlar ve sterilizasyon ürünleri |
| Plastik ve ambalaj | Plastik levha ve filmler, kutular, torbalar, borular, kapaklar, mutfak eşyaları, tarım ve inşaat amaçlı plastik ürünler |
| Ahşap ve yapı elemanları | Kapılar, pencereler, merdivenler, korkuluklar, kirişler, kolonlar ve bölme panelleri |
| Tekstil ve ev tekstili | Çarşaf, nevresim, yastık kılıfı, mutfak tekstilleri, ambalaj çuvalları ve teknik tekstil ürünleri |
| Demir-çelik ve alüminyum | Çatı ve yapı sistemleri, kapılar, paneller, tanklar, merdivenler, bağlantı elemanları, pencere ve kapı çerçeveleri |
| Makine ve ekipman | Pompalar, kompresörler, klima ve soğutma cihazları, çamaşır makineleri, mutfak makineleri ve asansörler |
| Su ve çevre teknolojileri | Deniz suyunu arıtma sistemleri, su filtreleri, atık su arıtma tesisleri ve bunların parçaları |
| Elektrik ve elektronik | Jeneratörler, transformatörler, panolar, kablolar, kontrol cihazları ve televizyonlar |
| Deniz taşıtları ve ulaşım | Tekneler, botlar, deniz araçları, elektrikli scooterlar ve elektrikli motosiklet parçaları |
| Mobilya | Metal ve ahşap mobilyalar, yatak odası takımları, tuvalet masaları ve diğer konaklama mobilyaları |
Ticaretin Düzenleyici Boyutu ve Gümrük İş Birliği
Taraflar, diğer tarafın ürünlerine GATT 1994 çerçevesinde ulusal muamele sağlamayı ve ithalat ile ihracata yönelik miktar kısıtlamalarını genel olarak uygulamamayı taahhüt etmektedir. İthalatla bağlantılı ücret ve harçların sunulan hizmetin yaklaşık maliyetiyle sınırlı olması; yerli üretimi dolaylı biçimde koruyan veya vergi niteliği taşıyan araçlara dönüştürülmemesi öngörülmektedir. Sağlık ve bitki sağlığı önlemleri ile teknik düzenlemeler bakımından DTÖ kuralları esas alınmış, bu tedbirlerin keyfî ayrımcılık veya örtülü ticaret kısıtlaması oluşturmayacak şekilde uygulanması benimsenmiştir. Helal standartları, belgelendirme ve akreditasyon alanındaki iş birliğine ayrıca yer verilmesi, özellikle gıda, kozmetik ve benzeri ürünlerin ticaretinde uygulamaya dönük önem taşımaktadır.
Anlaşma, tarife indirimlerinin ötesinde gümrük ve ticaretin kolaylaştırılması alanında kurumsal iş birliği öngörmektedir. Taraflar; tarife sınıflandırması, gümrük kıymeti, menşe tespiti, ithalat, ihracat ve transit işlemleri, bilgisayar sistemleri, uzman değişimi ve tedarik zinciri güvenliği konularında birlikte çalışacaktır. Mevzuatın, ücretlerin ve idari uygulamaların resmî kanallar üzerinden yayımlanması, ilgili kişilerin sorularına cevap verecek temas noktalarının oluşturulması ve gümrük kıymetinin DTÖ Gümrük Kıymeti Anlaşması’na göre belirlenmesi de öngörülebilir ve şeffaf bir ticaret ortamı kurma amacını desteklemektedir.
Menşe Statüsünün Kazanılması
Menşe Protokolüne göre bir ürün, taraflardan birinde tamamen elde edilmişse veya menşeli olmayan girdiler yeterli işçilik ya da işleme tabi tutulmuşsa menşe statüsü kazanabilir. Topraktan veya deniz yatağından çıkarılan mineraller, o ülkede yetiştirilen bitkiler, doğup yetiştirilen hayvanlar, bunlardan elde edilen ürünler, avcılık ve balıkçılık ürünleri, kültür balıkçılığı ürünleri, belirli koşulları sağlayan taraf gemilerince karasuları dışından çıkarılan deniz ürünleri, kullanılmış eşyadan elde edilen geri kazanılabilir ürünler ve üretim atıkları tamamen elde edilmiş ürünler arasında sayılmaktadır. Deniz ürünleri bakımından geminin kaydı, bayrağı ve mülkiyet bağlantıları ayrıca önemlidir.
Tamamen elde edilmemiş ürünlerde yeterli işçilik veya işlemin gerçekleşip gerçekleşmediği, Protokolün Ek II’sinde yer alan ürün bazlı liste kurallarına göre belirlenir. Bu kurallar tarife pozisyonu değişikliği, belirli bir imalat işlemi, menşeli olmayan girdilerin değerine ilişkin azami oran veya üretimin belirli girdilerden başlaması gibi farklı ölçütler içerebilir. Menşe statüsü kazanmış bir ara ürün başka bir ürünün imalatında kullanıldığında, ara ürünün bünyesindeki menşeli olmayan girdiler sonraki aşamada yeniden değerlendirilmez; ara ürün bir bütün olarak menşeli kabul edilir.
Protokol, üretim esnekliği sağlamak amacıyla sınırlı bir tolerans kuralı da öngörmektedir. Fasıl 16’daki işlenmiş balıkçılık ürünleri hariç olmak üzere, Armonize Sistem’in 2 ve 4 ila 24’üncü fasıllarındaki ürünlerde izin verilmeyen menşeli olmayan girdiler nihai ürünün net ağırlığının yüzde 15’ine kadar kullanılabilir. Diğer ürünlerde genel tolerans, ürünün fabrika çıkış fiyatının yüzde 15’i ile sınırlıdır. Ancak bu tolerans, ürün bazlı kuralda öngörülen azami menşeli olmayan girdi oranını aşmak için kullanılamaz ve 50 ila 63’üncü fasıllardaki tekstil ürünlerinde özel hükümler uygulanır.
Yetersiz İşlemler ve İkili Kümülasyon
Her üretim faaliyeti menşe kazandırmaz. Taşıma ve depolama sırasında eşyanın korunmasına yönelik işlemler, ambalaj değiştirme, sevkiyatların bölünmesi veya birleştirilmesi, yıkama, temizleme, basit boyama ve cilalama, basit kesme veya dilimleme, eleme ve sınıflandırma, ürünlerin basitçe şişe, kutu ya da çuvallara yerleştirilmesi, etiket ve logo eklenmesi, basit karıştırma, sulandırma, basit montaj ve hayvan kesimi gibi işlemler “yetersiz işçilik veya işlem” olarak kabul edilmektedir. Ürün bazlı kural şeklen karşılanmış görünse dahi yapılan faaliyetler yalnızca bu işlemlerden ibaretse ürün menşe statüsü kazanamaz.
Buna karşılık Protokol, Türkiye ile Maldivler arasında ikili menşe kümülasyonu sağlamaktadır. Bir taraf menşeli girdiler diğer tarafta üretimde kullanıldığında, ihracatçı tarafta menşeli girdi olarak değerlendirilebilir. Bunun için ihracatçı taraftaki işlemin yetersiz işlemlerin ötesine geçmesi gerekir. Diğer taraf menşeli ürün hiçbir işleme tabi tutulmadan yeniden ihraç edilirse kendi menşe statüsünü korur, ancak yeniden ihracatçı tarafın menşeini kazanmaz. Kümülasyon, iki ülke üreticilerinin birbirlerinin girdilerini daha kolay kullanmasına ve karşılıklı tedarik ilişkilerinin gelişmesine imkân tanımaktadır.
Menşe değerlendirmesinde temel birim, Armonize Sistem’e göre sınıflandırılan üründür. Ürünle birlikte sınıflandırılan ambalajlar, normal ekipmanın parçası olan ve fiyata dâhil edilen aksesuarlar ile yedek parçalar belirli koşullarda ana ürünle birlikte değerlendirilir. Setlerde menşeli olmayan unsurların toplam kıymeti setin fabrika çıkış fiyatının yüzde 15’ini aşmıyorsa setin bütünü menşeli kabul edilebilir. Buna karşılık enerji, yakıt, makine, alet ve nihai ürünün bünyesine girmeyen yardımcı unsurların menşeinin ayrıca belirlenmesi gerekmez.
Ülkesellik, Değişmezlik ve Üçüncü Ülkeler Üzerinden Taşıma
Menşe statüsü kazandıran işçilik veya işlemlerin kural olarak Türkiye ya da Maldivler’de gerçekleştirilmesi gerekir. Menşeli bir ürün üçüncü ülkeye gönderilip geri getirildiğinde menşe statüsünün korunabilmesi için geri gelen ürünün ihraç edilen ürünle aynı olduğunun ve üçüncü ülkede iyi durumda muhafaza edilmesine yönelik işlemler dışında bir işleme tabi tutulmadığının kanıtlanması gerekir. Üçüncü ülkede üretim veya esaslı işleme tabi tutulan ürün, kural olarak kazanmış olduğu tercihli menşe statüsünü kaybeder.
Bununla birlikte Protokol katı bir kesintisiz taşıma şartı yerine değişmezlik ilkesini benimsemektedir. Ürünler üçüncü ülkeler üzerinden transit geçebilir, gümrük gözetimi altında depolanabilir veya sevkiyat üçüncü ülkede bölünebilir. Eşyaya işaret, etiket veya mühür eklenmesi ve ithalatçı ülkenin iç düzenlemelerine uyum için sınırlı işlemler yapılması mümkündür. Temel şart, ürünlerin ihracatçı taraftan gönderilenlerle aynı kalması, asli niteliklerini değiştiren bir işleme tabi tutulmaması ve üçüncü ülkede gümrük gözetimi altında bulunmasıdır. İthalatçı gümrük idaresi taşıma belgeleri, transit ülke kayıtları, depolama belgeleri veya eşyanın kimliğini gösteren başka kanıtlar talep edebilir.
Üçüncü ülkelerde düzenlenen sergilere gönderilen ürünler de belirli şartlarla tercihli muameleden yararlanabilir. Ürünlerin ihracatçı tarafından sergi ülkesine gönderilmesi, diğer taraftaki bir kişiye satılması, sergi sırasında veya hemen sonrasında sevk edilmesi, teşhir dışında kullanılmaması ve geçerli bir EUR.1 belgesi kapsamına alınması gerekir. Böylece uluslararası fuarlar üzerinden gerçekleşen satışların tercihli rejim dışında kalması önlenmektedir.
TEV - Geri Ödeme Yasağı ve EUR.1 Dolaşım Belgesi
Menşe Protokolünün dikkat çeken hükümlerinden biri, tercihli menşe ispat belgesi düzenlenen ürünlerin üretiminde kullanılan menşeli olmayan girdilere ilişkin gümrük vergilerinin geri ödenmemesi veya bu vergilerden muafiyet sağlanmamasıdır. Bu yasak, ihracatçının hem üçüncü ülke girdileri için vergi iadesinden hem de nihai ürünün ithalatında tercihli tarifeden aynı anda yararlanmasını önlemeyi amaçlamaktadır. Bu durum Dahilde İşleme Rejimi çerçevesinde ithal edilen girdiler işlenerek Maldivlere ihraç edilecek olan Anlaşma kapsamı ürünlerde Telafi Edici Verginin ödenmesini zorunlu kılmaktadır. İhracatçı, talep hâlinde ilgili vergilerin ödendiğini ve iade ya da muafiyet uygulanmadığını gösteren belgeleri sunmalıdır.
Tercihli menşenin temel ispat aracı EUR.1 dolaşım belgesidir. Belge, ihracatçının veya onun sorumluluğunda hareket eden yetkili temsilcisinin yazılı başvurusu üzerine ihracatçı tarafın gümrük idaresince düzenlenir. Form İngilizce doldurulur; eşya tanımı boşluk bırakılmayacak şekilde yazılır ve sonradan ilave yapılmasını önleyecek biçimde kullanılmayan alanlar kapatılır. İhracatçı, ürünlerin menşeli olduğunu gösteren üretim, maliyet, tedarik ve sevkiyat belgelerini gümrük idaresine sunmaya hazır olmalıdır. Gümrük idaresi, başvurunun usulüne uygunluğunu, belgedeki eşyanın ihraç edilen ürünlerle bağlantısını ve menşe koşullarının karşılanıp karşılanmadığını kontrol eder.
Protokol elektronik EUR.1 düzenlenmesine de izin vermektedir. Elektronik belgenin Ek III’teki formata uygun olması, özgün bir seri numarası ve güvenlik özellikleri taşıması ve ihracatçı ülke gümrük idaresinin belgenin gerçekliğini çevrim içi doğrulamaya imkân veren güvenli bir sistem kurması gerekir. Bu yaklaşım, menşe ispat süreçlerinin dijitalleşmesine açık bir hukuki altyapı oluşturmaktadır.
Sonradan Düzenleme, Geçerlilik ve Belge Kontrolü
EUR.1’in ihracat sırasında hata, kasıtsız ihmal veya özel durum nedeniyle düzenlenmemesi, düzenlendiği hâlde teknik sebeplerle kabul edilmemesi ya da nihai varış yerinin sevkiyat sırasında kesinleşmesi durumlarında sonradan düzenleme mümkündür. Gümrük idaresi, ihracat kayıtlarıyla uyumu doğruladıktan sonra ihracat tarihinden itibaren iki yıl içinde EUR.1 düzenleyebilir ve belgenin 7 numaralı kutusuna “ISSUED RETROSPECTIVELY” ibaresi yazılır. Belgenin kaybolması, çalınması veya tahrip olması hâlinde ise aynı ihracat kayıtlarına dayanılarak ikinci nüsha düzenlenebilir.
EUR.1 düzenlendiği tarihten itibaren on iki ay geçerlidir ve bu süre içinde ithalatçı tarafın gümrük idaresine ibraz edilmelidir. İstisnai koşullardan kaynaklanan geç ibrazlar veya eşyanın süre dolmadan gümrüğe sunulduğunun kanıtlandığı durumlar kabul edilebilir. Serbest bölgeye giren ürünlerin başka eşya ile değiştirilmemesi ve muhafaza işlemleri dışında işleme tabi tutulmaması gerekir. Büyük makine, taşıt, demir veya çelik yapı ve prefabrik yapıların parçalar hâlinde ithal edilmesinde, ithalatçı gümrük idaresinin şartları doğrultusunda tek EUR.1 ilk parça ile birlikte sunulabilir.
Uygulamada Firmalar İçin Temel Kontrol Alanları
Tercihli vergi avantajından yararlanmak isteyen bir firmanın ilk kontrolü, ürünün taviz listesinde bulunup bulunmadığı olmalıdır. Ürünün anlaşma kapsamına girmediği bir durumda menşe statüsü kazanılmış olması tek başına vergi avantajı doğurmaz. Bu nedenle ticari karar verilmeden önce ürün tanımı ile GTİP’in doğruluğu teyit edilmeli, ilgili tarife satırının Ek I veya Ek II’de yer alıp almadığı ve varsa tarife kotası ya da özel uygulama koşulları belirlenmelidir. Yanlış sınıflandırma, hem tavizin hatalı uygulanmasına hem de sonradan vergi ve ceza riski doğmasına yol açabilir.
İkinci kontrol alanı, ürün bazlı menşe kuralının üretim süreciyle eşleştirilmesidir. Tarife pozisyonu değişikliği, belirli imalat işlemi veya azami menşeli olmayan girdi oranı gibi koşullar, üretim reçetesi ve maliyet kayıtları üzerinden test edilmelidir. Menşe kazanmış ara ürünlerin kullanılması, ikili kümülasyon ve yüzde 15’lik tolerans gibi kolaylaştırıcı hükümler değerlendirilirken, yetersiz işçilik veya işlem sayılan faaliyetlerin menşe kazandırmayacağı unutulmamalıdır. Özellikle yalnızca ambalajlama, etiketleme, basit karıştırma veya basit montaj yapılan operasyonlarda tercihli menşe iddiası ayrıca sorgulanmalıdır.
Üçüncü olarak, menşe hesabının belgeye dayalı olması gerekir. Üretim kayıtları, girdi faturaları, tedarikçi belgeleri, stok hareketleri, maliyet hesapları ve fabrika çıkış fiyatını destekleyen veriler arasında izlenebilir bir bağ kurulmalıdır. EUR.1 dolaşım belgesinin düzenlenmiş olması tek başına menşe statüsünün kesin kanıtı değildir; ihracatçı, belgenin dayandığı üretim ve tedarik zinciri kayıtlarını en az üç yıl süreyle muhafaza etmek ve sonradan kontrol sırasında ibraz etmek zorundadır. Bu nedenle menşe yönetimi, ihracat anında yapılan tek seferlik bir belge işlemi değil, üretim sürecine yayılan sürekli bir uygunluk faaliyeti olarak ele alınmalıdır.
Dördüncü kontrol alanı lojistik akıştır. Üçüncü ülkeler üzerinden transit, depolama veya sevkiyatın bölünmesi mümkün olmakla birlikte ürünün değişmezlik şartını koruması ve gümrük gözetimi altında bulunması gerekir. Taşıma belgeleri, antrepo veya terminal kayıtları, transit ülke gümrük belgeleri ve eşyanın kimliğini gösteren diğer kanıtlar baştan itibaren dosyalanmalıdır. Aynı şekilde serbest bölge, sergi veya parçalar hâlinde ithalat işlemlerinde Protokolün özel şartları dikkate alınmalı; EUR.1 üzerindeki eşya ile fiilen ithal edilen ürün arasındaki bağlantı tereddüde yer bırakmayacak biçimde kurulmalıdır.
Sonuç olarak anlaşmanın başarısı, taviz listelerinin ticari değerinin yanı sıra işletmelerin menşe kurallarına uyum kapasitesine bağlıdır. Üretim ve maliyet kayıtlarının izlenebilir olması, tedarikçi belgelerinin zamanında temin edilmesi, sevkiyat ile EUR.1 arasındaki bağın açık biçimde kurulması ve sonradan kontrole hazır bir belge düzeni oluşturulması tercihli vergi avantajının korunmasının temel koşullarıdır. Bu yönüyle Türkiye–Maldivler Anlaşması, firmalara yeni pazar ve maliyet imkânları sunarken menşe ve gümrük uyumunu stratejik bir yönetim alanı hâline getirmektedir.